ŞIHBARAK'LI BEKİRDEDE'NİN BLOGU Hoş geldiniz
HeRkes koNuştuKLarını yazar, beNse sustukLarımı..!"Az korkun, çok ümit edin; Az yiyin, çok çiğneyin; Az konuşun, çok şey ifade edin; Az kızın, çok sevin; İyi şeyler sizindir..." | |
| Hep dışarıdan bekliyoruz Üzerimize birşeyler giydirmelerini Sen üzerine ne giymek istediğini Bilmiyorsan Öğrenmemişsen. Kim kime ne giydirmiş Boşver. En güzeli Çıplak kal...
|
|
| Seni,sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım Buradayım, yolun başında Bekliyorum |
|
NEFS
Yıllar var ki uğraşırım, Islahına çalışırım, Sanki benle alay eder, O güldükçe yarışırım.
Ne ettimse dinlemedi, Kolay yolu hep istedi, "Yapma, etme" dedimse de, "Günah" diye inlemedi.
Bazı zaman gök ağardı, Bazen zulüm, ak göğerdi, Dost mu sandın? O hep eldi, Hani sana can ciğerdi?
Vazgeçmezsen olur gider, Yüreğinde çürür biter, Acıtsa da çekip gider, Vicdanında pislik yiter.
Can çekişti öldü gitti, Kan çekişti soldu gitti, "Gelme" dedim "bir kez daha", SON bir defa güldü gitti.
| Aşk, kutsal bir kıvılcımdır sevgi depremi, gönül yangınıdır. Geceleri uykusuz, gündüzleri susuz, acılarda mutsuzdur, İnsanın, insanla zenginleşmesidir aşk. Duygunun renklenmesi, sevginin üremesidir. Coşku dolu yaşam tutkusu, değişim yaratan titreşimdir. Sevgili kokusu, imge kurgusudur aşk Haz yangını, zevk fırtınası, volkan patlamasıdır. Bazen çıplak bir mutluluk, Bazen çaresiz çırpınış ve gözyaşı Bazen de yürekten yüreğe akan elektrik. Aşk, şiirin sesi, hayatın kendisidir. En yoğun yaşanan tutkudur aşk , Bitimsiz iç kıpırtısı, arzu tufanıdır. Türkü tohumu, ayrılık çilesi, yürek bilmecesi, ve sevgilerin en yücesidir. |
Çıplak ayaklı olmak, ayaksız olmaktan çok daha iyidir. Herbert Elinde olandan memnun ol, insan her şeyde birinci olamaz. Aesop Her istek karşısında insan, kendine şunu sormalıdır: Bu istek elde edilirse ne olur, elde edilmezse ne olur? Epikür İnsanlar bütün arzularına nail oldukları zaman mutlu olamazlar. Kime yeteri kadarı az gelirse, ona hiçbir şey yetmez. EpikurosYeryüzünde bütün ızdıraplar, aza kanaat etmemekten doğar. Firdevsi Zengin kişi, elindekini yeterli görendir. R.Waldo Emerson |
gözlerinin tuzu yakmaya başlar önce yüzünü yüzün yanar sanırsın oysa yanan yüreğindir ızdırabını çektiğin nedir yaşadığın mı yaşayıpta hayatından atamadığınmı gene yalnızlığa oynuyorsun zarlarını... bu kumarı kaybetmek için oynuyorsun içim acıyor sanki binlerçe bıcak yarası var vucudumda binlerce acı gücümün yetmediği bir acı ne çığlık atacak nede ağlayacak gücüm var ....... susmak ........ bütün acıların çığlık çığlığa haykırırken susmak ........... ellerin soğukmu ...... sesin duyulmaz olur hayatmı hırsız .. kadermi hırsız .. senden çaldığı sadece bir sevgimi gelmişinmi geçmişinmi geleceğinmi .. rüyalarındaki sıcaklıkmı senden çalınan seni bu soğukluktan kurtaracak kibrirtlerin yokmu yokmu herkibrite sakladığın hayallerin soğukluğa teslim ediyorsun herşeyini yaraların uyuşuyor acılar hisedilmiyor dönüp kendine baksan kan revansın şuursuz bir acısızlık hisedebilmek ....... senden çaldığı budur hayatın hisedebilmek...... Aşk deyince ne geliyor aklına, O çocuk mu? Yoksa ben mi? Aşk benim sana ölmem, Seni o çocukla görüyorken bile, İçimde bir umut büyütmek, Sokağında sabahlara dek beklerken, Psikopatlarca dövülüp, Köpeklerce kovalanmaktır ölesiye, Hiç tanımadığın şehirde, Yılarca onun için kalmaktır, İlaca ihtiyacı olmayıp da, Sırf onu görmek için, İsmi ve etkisi belli olmayan ilacı almaktır, Hep aynı eczaneden, Onun verdiği ilaç kesiğini, Hatıra diye bir ömür saklamaktır, Aşk önlüksüz deliliktir, Aşk kısa saçlarını uzatmağa karar verince, Sana ilk kızandır, Demli bir çayı şekerle değil tuzla içmektir Aşk ardına bir sır gibi dolanmaktır fark ettirmeden, Evini öylece bulup, Ona en yakın camide, Beş vakit namazın ardından, Açıp ellerini, En yüzsüz dilenci gibi onu dilemektir hiç bıkmadan, Korkmaktır, en korkaktan, Ya giderse, Ya sevmezse, Ya o çocukla, Ya onsuz ölüm, Ya… Mecnunu bile Leyla sevdi, Onlarınki aşk değil sadece sevda, Aşk tek başına sevmektir, Hiçbir şey beklemeden, Karşılıksız katıksız, Bir başına en yüksek uçurumların ucunda, Aşk sersemlik, Tek kişilik dev bir delilik orkestrasıdır, Aşk ateş, Aşk darağacıdır, Senin cellât olduğun yerde Korkusuz bir idam mahkûmu olmaktır, Aşk ya sevmek, Ya da olmamaktır… |
İnsanlar vardır; sakin akan bir dere... İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere. Yanında olmak başlı başına bir mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip. Her biri başka bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı. Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz. Boşa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her şey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dışı birdir çekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranışı candan...
|
SevgiyLe KaLın..=)) | Düşlediğim Kadar İnsanım, İnsan Olduğum Kadar Hatalı !! En acımasız eleştirmeniyim kendimin haksızlık ettiğimi bile bile… Öyle olsaydı herkes, dünya daha yaşanılası olurdu belki de… Bu acımasızlık bazen kamçı, bazen iyi de, kendime güvenimi yok ediyorum. Yeteneklerimin üstüne gitmek yerine; küçümsüyorum. Komplekslerimden soyunamıyorum ne yapsam, kabuklarını yoluyorum arada bir... Bir de önyargılarımdan soyunabilsem… Ki hoşgörümün pencereleri bu kadar açıkken… İletişim denklemini çözüp, küreyi şeffaflaştırabilsem…
Türküm… Doğruyum… Kaderciyim… Bu kefeni bir yırtabilsem… Kader, çoğu kez yeni sürprizleriyle kutsarken alınlarımızdan öperek, bazen de pranga oluveriyor akıntısına kapılıverince… Neden?
“Hayır! ” diyebilmeyi ne çok isterdim… Ya da tepki verebilmeyi umarsızca… Ah niye bu vicdan? Bu iyiniyet? Bu dikkat? Çok daha mutlu mu olurdum insanları -belki kırarak- reddedince bir hayır'la?
Bir yaftayla dolaşıyoruz, kim takıyor bunları alınlarımıza? Ne kadar büyüse de insan, ne kadar çabalasa kaçamıyor kafalardaki intibalardan… Boşa bunca makyaj…
Ah! Ne olur atsak maskelerimizi? Ama o zaman da ne kadar severiz acep birbirimizi? Fitnelik, hırs, ihtiras ve kinimizi, göstersek bakabilir miyiz yüzlerimize? Kazısak ne çıkar altın kaplamalı yalancı suretlerimizi?
Düşlediğim kadar insanım… İnsan olduğum kadar hatalı… Hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde ve gerçekleri saklayacak kadar hain… Olduğum gibi mi görünüyorum: HAYIR! Ama göründüğüm kadar da değilim.. * Duygusal olduğum kadar çıkarcı, *Çıkarcı olduğum kadar çıkmazdayım
İnsanım; ne kadar saklasam da kötü yönlerimi… Çirkinliklerimi görmeyi haketmediniz… Belki mazeret değil bu ama, siz istediniz… Karşımda alternatif “izmleriniz”, ben de Polyannacılık oynadım farketmediniz.
Ne çok istedim çomak sokabilmeyi… Şöyle ortasına kokuşmuş,yapışkan çarkın. Ama ağzımı da mı bantladınız ?? | Menfaat yolunda edinilen dostluk, çile yokuşunda son bulurmuş.BİR DELİYE BİR VELİ Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları dinler. Hemen hepside hanımından şikayette bulunmaktadırlar. AncakEbu Müslim'de şikayet falan yoktur. Derlerki: -Veli gibi bir hanıma düştün de sesin sedan çıkmıyor değil mi? Omuzlarını silkerek cevap verir: -Bizimki veli filan değil kelimenin tam manasıyla delidir dedli!... -öyleyse nasıl geçiniyorsun böyle deli biriyle? cevap verir: -Ben der usulünü biliyorumda öyle geçiniyorum,kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!... Büsbütün merak ederler -Deli gibi biriylekavgasız gürültüsüz geçinmenin usulü nedir ki?diye sormaktan kendilerini alamazlar. Şöyle izah ederEbu Müslim, geçinmenin sırrını. Derlerki: -Allah'üA zimüşşan, Adem( a.s.) ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu. sonra öfkeyi yarattı. Ona da A demin bedenine girmesini emretti ÖFKE: -Ben Adem'in bedenine giremem .Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!.. RABBİMİZ BUYURDU: -Ey öfke! sen ademin bedenine girmeye yönel. Akıl senin senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır.Böylece sende Ademi deli yaparsın. Ebu Müslim burada derki: -İşte biz hanımla bu konuda anlaştık . Dedik ki; mademki insana öfke gelince akıl gidiyor ,insan delinin teki haline geliyor . Öyle ise evde kim öfkelenirse sanki o delidir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır.Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyecek , veli rolü oynayacaksın .Şayet sen öfkelenirde deli durumuna girersen bu defeda ben velirolüne girerek sabredeceğim . Ebu Müslim bundan sonrasını şöyle tamamlar: - İşte der ey dostlar ,sIzde bir deliye bir veli rolüoynayın ,öfkelenince karşı taraf veli rolüne girsin ,sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz ki tartışma kısa zamanda son bulacak , taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak. SON HATIRLATMA SINI ŞÖYLE YAPAR: Sakın,der:"Bir deliye bir veli rolü basit bir şey " deyip de geçmeyin . Sadece bir deneyin yeter | Kayseri/Tomarza/Şıhbarak Köyü Tanıtım Sitesine Hoşgeldiniz...Köyümüzden....Hani bir şarkı duyarsın, hani için geçer biraz Hani karamsarlaşır, hüzünlenirsin ya bir an Ağlamak gelir içinden ağlayamazsın ya bir türlü Benimkisi böyle bir sevgi…Amaçsız,çaresiz ve de sonsuz. Unutmak yok,unutabilmek yok Geceler bitmek bilmeksizin güneşler doğar. Yapamazsın onsuz,yapamazsın tek başına Yalvarırsın tanrıya binbir umutla Beklersin günlerce gelir diye Ama olmaz,gelmez. Benimkisi böyle bir sevgi…Alışırsın zamanla yalnızlığa Alışırsın zamanla acılara, karanlığa Öğrenirsin kimin dost olduğunu İzmaritlerin mi?Şişelerin mi? Bulursun çareyi kimsesiz parklarda Sessizlik ve soğuk dert ortağın olur Kaçmak gelir aklına uzaklara, çok uzaklara Yapamazsın bir türlü gidemezsin ya Benimkisi böyle bir sevgi… Hem lanet eder,hem de taparcasına seversin Görünce saklanır, göremeyince çıldırırsın Kaybettiğini anlamaz, yenilgiyi kabullenmezsin Ve beklersin gecelerce,gelmeyeceğini bile bile!! İstersin onu, yalvarırsın tanrıya Sevmeyeceğini bile bile!! İşte benimkisi böyle bir sevgi………
|
BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM böyle yürekli eleştiri gördünüz mü?
'Posta' Gazetesinin Ankara temsilcisi Hakan Çelik'in yazısı: BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM
Bir TÜRK olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye ne vermiştir ?'' Kürtlerin, Türkiye'ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur ? Sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır ?
Kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan ''BU GÜZEL ÜLKENİN, TÜRKİYE'NİN VATANDAŞI OLMAK HAKKINI'' bir kenara iterek, etnik köken üzerinden ırkçılık yapmayı tercih eden bu kitle, bu ülkeye ne vermiştir ve bu sapkın anlayışla ne verebilir ?
Kürtlere soruyorum; neden terör sizde, beşik kertmesi sizde, kız çocuklarını başlık parası adetiyle adeta bir eşya gibi alıp-satmak adeti sizde, her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç sizde, gasp sizde, ''NAMUS CİNAYETLERİ'' sizde, kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, bu ülkenin vatandaşı olmayı sindirememek hastalığı sizde, vur-kır-gasp et anlayışı sizde, ÖZELEŞTİRİ yapmamak sizde, nedensiz aşağılık kompleksi sizde, başına kuş pislese devleti ve diğer insanları suçlamak sizde, herşeyi devletten beklemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip, 21. yüzyıl Türkiyesi'nde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde, emperyalist devletlerin size sahte bir mazi yapıştırması neticesinde Anadolu'da hiçbir zaman varolmayan, sözde gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını yaymak yine sizde.
Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, kaba kuvvet ve vandalizmle, terör ile toprak gasp etmeye çalışma ahlaksızlığı sizde, diyaloğu ve insani ilişkileri es geçip, yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak sizde, Avrupa'ya gidip Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde, sizlerde....
Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmek sözkonusu olunca ''ben Kürdüm'' demek, ama cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği ile Avrupa ülkelerinden herhangi birinde suçüstü yakalandığınızda ''ben Türküm'' demek üçkağıtçılığı sizde, çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, ''şiddeti kınıyorum'' demek sizde, bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliğ i ve alçaklığı sizde, bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı NEDEN hep sizde ?
Lütfen bu sorulara yanıt verin, tabii verebilirseniz. ..
Bu memlekete bugüne kadar ne verdiniz de, ne istiyorsunuz ?
Eğitim diyorsunuz; öğretmen öldüren terör örgütünün katillerini ve elebaşını lider, siyasi irade kabul ediyorsunuz.
Dilimizi konuşamıyoruz diyorsunuz; o halde bugüne kadar Türkiye'nin çeşitli kentlerinde açılmış ''Kürtçe Kursları'' sözde dil öğrenmeye susamış sizlerin ilgisizliği sonucunda neden kapandı ?
Siyasi platformda temsil hakkı diyorsunuz; siyasetinizi etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorsunuz.
Yarattığınız terörden 30 bin insan can veriyor... En ufak bir özeleştiri, en ufak bir günah çıkarma yapmıyorsunuz.
Sizlerin canı can da, bu ülkeyi ve içinde yaşayan masum insanları terörden korumak için hayatını hiçe sayıp şehit olan ana kuzularının, evlatlarımızın canı patlıcan mı?
İstanbul'da sokaktaki vatandaşlara saldırmak, molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve sade vatandaşlara, kadınlara, ufacık çocuklara ''kaldırım taşları'' atıp kafalarını yarmak neyin protestosu? Hangi köhne düşüncenin, hangi barbar anlayışın dışavurumu?
Bugüne kadar hangi ''Kürt kökenli'' Türk vatandaşına; hop! sen Kürtsün şu şehre giremezsin, şu işi yapamazsın, şu mesleği icra edemezsin denmiş veya denmekte?
Bu ülkenin en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret erbabı, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; tv'de, gazinolarda iş yapan isimler (İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Ceylan, Yılmaz Erdoğan vs.) değil mi?
Hani ne oldu ''fırsat eşitsizliği yalanınıza?'' İşin doğrusu, sizin sorununuz bu ülkeyi terör ile, vurarak, kırarak bölmek! Bir oldu-bitti yaratarak bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bu kadar basit. Şu çıplak gerçeği artık ilkokula giden küçücük çocuklar bile anlayabilmektedirler.
''KÜRT'' kökenli vatandaşlarımız, eğer bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan bu BÖLÜCÜ IRKÇI TERÖRİSTLERİ hala destekliyorlarsa, KUSURU DEVLETTE DEĞİL, KENDİLERİNDE ARAMALIDIRLAR!
Meydanlarda eller hep zafer işareti, ellerde 30 bin insanımızın katili kanlı terör örgütü PKK'nın afişleri, terörist başı Apo'nun posterleri, yakarız-yıkarız tehditleri ve herkesin malumu ülkemizdeki büyük kentlerde meydana gelen şu terör olayları...
Çapulcu terör örgütünün hazırladığı ''Şemdinli fiyaskosundan' ' sonra, ellerine para vererek sokaklara salıp polisimize, güvenlik güçlerimize, halkımıza taş ve molotof kokteyli attırdığı küçücük çocuklar...
Çocuğunu terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsade ediyorsan, bu kaos ve terör yöntemlerinden medet umuyorsan ve bu yolla bu ülkeyi böleriz, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara saldığın, yak-yık-kır-dök evladım dediğin çocuğunu kendi ellerinle ateşe attığında da bunu devlete fatura edemezsin.
Demokrasiden bahsedip, teröre yol açmak ? İnsan öldürüp hak talep etmek? Bu ne yaman çelişki...
Hak isteyen, hukuk isteyen önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına SAYGI gösterecek. Ülkesine katkıda bulunacak. İNSAN gibi davranacak, yakmayacak, yıkmayacak.
Kısacası; TERÖRİST ile arasındaki farkı yine bizzat KENDİSİ ortaya koyacak. Bu ülkenin güzel insanlarını kendisine inandıracak.
Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği ''FEODAL DÜZEN'' denen ilkel sistemden ne zaman vazgeçecek? Ne zaman HANIM FERTLERİNE gereken ''ÖZGÜRLÜĞÜ'' teslim edecek? Ve neden ülkede en yüksek kadın intiharları Batman'da? Neden aile içi şiddet sorununda ve TÖRE CİNAYETİ denen illette ekseriyetle Kürt kökenli insanların yaşadığı iller başı çekmekte? Büyük şehirlerde kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyip, elde edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk ve gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden?
Kürdüm diyen sizler, acaba bu KUSURLARINIZI hallettiniz mi ki, TÜRKLERİ pervasızca eleştiriyorsunuz? Size yer, yaşam hakkı, hak-hukuk vermekten başka ne yapmış bu ülkenin vatandaşları? Güzel bir atasözü vardır. ''GÖZÜNDEKİ ÇÖPÜ GÖRMEZ, ELALEME ŞAŞI DER!'' Bu özlü söz ülkemizin içine düşürülmeye çalışıldığı ''Kürt fesadını'' ne de güzel anlatıyor değil mi?
HAKAN ÇELİK
LÜFTEN ÇOĞUNLUĞUN OKUMASINI SAĞLAYALIM!!! |
Annene nasıl davranıyorsun? | Annene nasıl davranıyorsun? Anneni seviyorsan bu yazıyı okumaya devam et... Bir insan için bundan daha güzel ne olabilir:
Yeni bir Mersedes arabaya, süper bir villaya, güzel bir eşe sahib olmak. Fakat bunlardan daha güzeli insanın annesinin yanında olması ve onu her sabah öperek " Allah senden razı olsun anne" demesidir... Çocukların bir çoğu anneleri ile beraber olmaktan sıkılır ve onlarla beraber yürümekten çarşı ve pazara gitmekten utanırlar. Aksine anneler çocuklarını çarşıya götürdüklerinde yahut akrabalarından birinin evine götürdüklerinde onlarla iftihar ederler... Hakikaten ne güzel anneler ve ne katı oğullar...
Evlenmek için kızını isteyen birinin ahlakını, dindarlığını, aslını, malını mülkünü ve işini sormadan önce anne ve babasına karşı davranışlarını sor! Herkes eşine ve arkadaşına hediye göndermek ister, fakat Allah ıslah etsin hangimiz annesine hediye göndererek süpriz yapmayı düşünür... Belki annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü bilemezsin. Ancak evlenip çocuk sahibi olduktan sonra annelerin çocukları için taşıdıkları sevginin büyüklüğünü anlarsın! Şimdi anlattıklarımdan sonra annenin senin için kalbinde taşıdığı sevginin büyüklüğünü hissetmiyorsan senin kalbinin çorak bir araziden farksız olduğunu kabul etmelisin...  Gerçekte bu anne oğlunun elleri arasında can verdi
Fakat bir dakika! Gördüğünüz gibi ölüm anında bir şeyi unutmadı: oğlunun yanaklarındaki göz yaşlarını silmeyi...
Ve toprağa girmezden önce hakiki sevginin hikayesini tarihin satırlarına kaydetmeyi... İşte bu durakta avuçlarını kaldırdı ve sanki şöyle diyordu "Sen önemlisin ey oğlum, seni kim koruyacak sana kim yardım edecek? Bu gece senin kederlerini kim duyacak, senin sevdiğin şeyleri sana kim pişirecek, elbiselerini nerede yıkayacaksın? Elveda ey hayatımın süsü elveda! Bu dünyada herşeyin bir çaresi vardır: eşin; boşarsın ve daha güzeli ile evlenebilirsin. Çocukların; onlardan başkasını dünyaya getirebilirsin. Malların; onlardan daha iyisini elde edebilirsin ... Fakat annen... O, gittiği zaman geri dönmeyen tek şeydir. Bazı çocuklar annelerinin sadece birer hizmetçi olduğunu zannediyorlar: pişiririr, temizler, sabahleyin uyandırır. Fakat hizmetçi ile anne arasındaki en önemli fark hizmetçi ücretini alır anne ise gece gündüz ücretsiz çalışır... Bazı çocuklar annelerinin kıymetlerini asla bilemezler ta ki üvey anne gelinceye ya da annelerinin ruhları bulutların üzerine çıkıncaya kadar. 
İçimizden kaç kişi annesinin elini öpüyor, kaç kişi annesinin başını öpüyor ve yine içimizden kaç kişi annesi ile hürmet ve edeple konuşuyor. Herhangi birimiz annesine karşı nasıl davrandığına dikkatle baksa kendisini hayırsız, vefasız ve suçlu bulur. İnsan ne kadar aciz bir varlıktır...

Şu tarihi bir gerçektir ki kim annesine isyan etmişse hayatı boyunca hayır ve mutluluk görmemiştir. Ve yine tarihi bir gerçek olarak annesine kötü davrananaların, çocuklarının da onlara aynı şekilde ya da daha kötü davrandıklarını biliyoruz. Gördüğünüz gibi böyle oğullar da var... Bu yazıyı okuduktan sonra başkalarına göndermemezlik etmeyeceğinizi umarım... Peygamber efendimiz buyuruyor ki; kim hayra delalet ederse o hayrı işleyenlerin kazandığı sevabı kazanır. Kim de şerre delalet ederse o şerri işleyenlerin kazandığı günahı kazanır.
Allahım bu yazıyı okuyan ve başkalarına gönderenlerin annelerini afv ve mağfiret eyle...
İşte gidiyorum,Kalmadı söyleyecek son bir sözüm.Dediğiniz gibi olsun be!Dediğiniz gibi olsun gözüm! |
| Aşk karsındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla sersemin teki olduğunu anlaman arasında gecen zamandır. |
|