Hayatınız boyunca kaç kadını tanıdınız? Ya da soruyu şöyle soralım, kaç kadını GERÇEKten tanıdınız? Bir kadına bakarken aklınızdan geçenler neler? Her kadın kendi içinde bir yaşamdır.. Yaşamın iniş çıkışları onların da içindedir..
Eğer bir kadına baktığınızda aklınızdan göğüsleri, bacakları ya da kalçaları geçiyorsa asla bir kadını tanıyamayacaksınız demektir.. Bir kadın duygularıyla vardır.. Güzellik gelip geçici olsa da içindekiler kalıcıdır.. Bir kadını tanıma serüveni hayatın en sürükleyici anıdır.. Kadın herkese sunmaz gerçek yüzünü..
Erkek egemen toplumun açmazları kadını da oyunculuğa iter.. Küçük yalanlar, büyük yalanları doğurur.. Büyük yalanlar dev itiraflara yolculuktur.. İster 15 olsun ister 25 isterse 35, Her kadın bir hikayedir.. Kadının anlamı içindeki hikayelerdir.. Herşeyi bulabilirsiniz orda.. Aşkları.. Hayalleri.. Hayal kırıklıklarını.. Bırakıp gitmeleri.. Sevmeleri.. Çocuklukları.. Zekayı.. Yalanları.. Herşeyi.. Hikayelerin sonu mutlu ya da mutsuz olsun yıllar sonra bile orada kalacaktır..
Erkeğin hayatı kadınları tanıdıkça yükselir.. Kadınları tanıdıkça hayata bakışı değişir erkeğin.. Komplekslerinden arınır erkek, kadınlara değer vermeyi öğrenir.. Değer verdikçe kendi değerinin yükseldiği hisseder.. Değer verilen erkek sürprizlere hazırlıklı olmalıdır.. Herşey vardır bir kadının yüreğinde.. Erkek, düşüncelerinin tek düzeliği içinde anlayışsız olur.. Onlar için yaşam sadece içinde yaşananlardır.. Kadınların yaşamı uzun bir süreçtir.. Bu yüzden farklıdırlar.. Kadınlar oyun oynamayı da severler.. Mesajlarının ardında küçük gizemler yerleştirilmiştir.. Üşüdüm diyen kadın gerçekten üşümüştür belki.. Ama istediği bir palto ya da mont değildir, erkeğin sevgisiyle ısınmak ister..
Hikayeler devam eder.. Hayattaki en güzel yolculuklarsa bir kadını tanıma evresindekilerdir.. Hayatın sırrı bir kadının küçük yüreğinde saklanmıştır.. Her erkek kadınların kendisinde bıraktığı izleri yaşamak zorundadır.. Kadını tanıdıkça izleri artar.. İzler arttıkça sürüklenen yerlerin derinliği de yükselir.. İzlerin kendisini sürüklediği yerler ne kadar derin olursa olsun, adım atmaktan çekinmemelidir.. Orda hayatın özü vardır çünkü.. Hayatın her evresi kadının iç dünyasında saklıdır.. Kadın, çocuktur. Kadın, annedir, Kadın, sevgilidir, Kadın, gizemdir.. Kadın, hayattır.. Kadın herşeydir.. Şimdi tekrar sorun kendinize.. Kaç kadını tanıyorsunuz?
ÇEYİZ SANDIGI

Çeyiz Sandığı
Yeni yetme gençler bilmez. Eskiden bir kızın `çeyiz sandığı` olurdu. O sandığı; el emeği göz nuru işlenmiş danteller süslerdi. Dantel deyip geçmeyin. Yıllarca süren bir emek isterdi. İnce uçlu tığla, tek tek ilmek atılırdı. `Deveye hendek atlatmak` gibiydi anlayacağınız. O dantellerden bir bohça yapılırdı. Bohçayı sarıp sarmalayıp bir sandığın içine koyarlardı. Kız evlenene kadar da, hiç kimse o sandığa elini sürmezdi. Sonra bir sabah uyandık. Toplum ve ilişkilerimiz değişmişti. O günden sonra kızlarımız çeyiz sandığı yapmaz, yapamaz oldu. El emeği, göz nuru işlenmiş danteller rafa kalktı. Geriye sadece `el değmiş!` kızlarımız kalmıştı. Ve tabii ki; onların yaşadıkları çarpık ilişkiler....
HAYALET ERKEKLER
Sonra yeni bir çeyiz sandığı yapıldı. Erkekler, bu sandığı büyük bir merakla açıp içine baktı. Birçok erkeğin gördükleri karşısında dudağı uçuklamıştı. O çeyiz sandığını içinde, o kızın `geçmişi` vardı. Muratlar , Mehmetler , Canlar , Hüseyinler ... Sandığı açan erkekler dumura uğramıştı. Ne umarken ne bulmuşlardı... O gün şunu anlamıştı erkek; bir kadınla birlikte olmayı göze alıyorsan, onun geçmişinde birlikte olduğu erkekleri de kabullenmen gerekiyor. Çünkü, o erkeklerle de istemeden de olsa evleniyorsun. Halbuki büyüklerimiz bize vakti zamanında demişti ki; `Bir kızla evlendiğin zaman onun ailesiyle de evleniyorsun. Evlenirken kızın ailesini göz ardı etme.` Şimdi bakıyorum da nerden nereye geldik! Artık bir kızla evlendiğin zaman; kendisi, ailesi ve onun eski erkek arkadaşlarıyla da evleniyorsun. Hadi, kızın ailesini anlıyorsun da, o kılkuyruk erkekler de neyin nesi, onu anlamıyorsun.
KIRILMADIK CEVİZ YOK!
O saatten sonra bu erkekleri atsan atamıyorsun, satsan satamıyorsun. Adamlar, kene gibi yakana yapışmış. `Kene, düş git yakamdan` diyemiyorsun. Adamların kendileri yok ama hayaletleri var. O nedenle de ilişkilerde yeni bir deyim oluştu: `Senden öncesi; senden sonrası!` Kadın, erkeğe diyor ki; `Senden önce kırdığım cevizlerin sayısı seni ilgilendirmez.` Oysaki ortada kırılacak ceviz mi kalmış? Hayalet adamlar ve sünepe erkeklerden başka... Bu yazıyı neden mi yazdım? Bir okurum e-mail atmış. Demiş ki; `Eşimi, eski erkek arkadaşıyla el ele, diz dize yakaladım. Ne yapmalıyım?` Siz olsaydınız ne yapardınız