"Ayakta ölmek diz ustu yasamaktan daha çok onur vericidir...!"
Çoban ve Elma Ağacı...
Sana beni anımsatacak Kalıcı bir şey olsun istiyorum Bu, ne bir şarkı, Nede bir şiir olsun. Akşamlar olsun örneğin, Karanlıklar olsun dilersen. Yada Akşamlarda, karanlıkta parlayan Milyonlarca yıldız. Senin için hiçbir şey ifade etmiyorsa birisi, Diğeri beni hatırlatırcasına ısrarla
başının üstünde parlasın. Yalnız kaldığın zaman bir akşam Düşünceler ortasında bulduğun an kendini, Başını kaldır gökyüzüne Karanlıklar içinde gözlerin ışıldasın.. İşte o zaman, BELKİ BENİDE HATIRLARSIN.. Şıhbarak'lı bekirdede
DOSTLUK İPİ
Dostlarınızı Yarı Yolda Bırakmayın
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:"Affedersiniz... Burası neresi?"
Kadın ona gülümsedi: "Burası Cennet, efendim" Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi "Peki bana biraz su verebilir misiniz? gerçekten çok susadım".... Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz....." Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü... ama kadın onu birden durdurdu: "Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. Hayvanları içeri almıyoruz..." Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular. Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... adam sordu: "Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??" Dede "İçeri gel" dedi.. "kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var..."Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?" Dede " Tabii..."dedi.. "çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kâse bulacaksın..." Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler.... Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu: "Su için çok teşekkür ederim... Peki burası neresi..?" Dede "Burası cennet" dedi. Bunu duyan adam şaşırdı: "Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..." Dede "şu rengârenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi... "ama orası Cehennem.."Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??" Dede gülümsedi: "Kızmıyoruz.....çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...."
Gençlik her ne kadar yaz çiçeğine benzesede arkasında ihtiyarlık,kurumuş bir kır çiceği gibi nöbetçi kalmaktadır
(•ิ_•ิ) Bakınıyo öyle
Köyden yalın yaya düştüm yollara, Sebebini dersem diller nar olur, Avuç açmam billâh namert kullara, Gam kasavet beni boğar dar olur. Namerde el açma, Allah’a dayan, O’ndan vazgeçersen güller kar olur, Halimi kimseye eylemem ayan, Dostun tek sözüyle ömrüm kâr olur. Özü sözü birdir bilirim dostu, Vefa istersen gel, sereyim postu, “O” gidince Bilal dünyaya küstü, Hasret çeke çeke güller har olur. Bıkmadan aradım elde vefayı, Güllerde sanırdım bir tek sefayı, Çekmeye talibim kutsal cefayı, Ah edip inlersem güller zar olur. Cefa deme sakın safa dururken, Zamansız kıymet bu doğru yürürken, Yürekler tek yumruk Hakk’a vururken, Şaş bakar her biri düşman kör olur. Dostun sohbetiyle açılır güller, Vefasızlık biter saçılır küller, Daima nadana kapalı tüller, Cahil sohbetiyle yürek kor olur. Sohbet sırdır dedik ele vermedik, Ağladık bazı vakt yele vermedik, Şiir yazdık amma tele vermedik, Hakikat sevdası elbet nur olur. Sırrımı saklayan yüreğe kurban, Gözyaşımı silen bileğe kurban, Yoktan hayat veren Halik’a kurban, Hakk’a gönül veren bir gün pir olur. Pirlik istemem ben, dervişlik yeter, Mürşidin yolunda sarhoşluk yeter, Dergâhta takmaya bir başlık yeter, Süleyman’ın mülkü bizde mur olur. Gönlü engin kula rütbe ne gerek? Tarhanayla doyar, neylesin börek? Fazlaca görülmez böyle bir yürek, Nefsi dizginleyen Hakk’a yar olur. Hakk mahlûkat için sevda yaratmış, İçine en güzel ihlâsı katmış, Ne çare insanlar zulmete batmış, Fenaya varmayan hep berdar olur. Bazı yoldan çıktım isyan ederek, Ciğerimi dil-hun büryan ederek, Cümle ahvalini beyan ederek, Can u baş verenler berhudar olur. Yolundan çıkmışı toparlar iman, Bir dosta denk gelir, son bulur güman, Başında varsa da dağılır duman, Hakiki dost bulan bahtiyar olur. Bir vakit gurbeti mesken eyledim, Her nereye gitsem onu söyledim, Yürek paramparça dosta peyledim, Korkarım sonunda tarumar olur. Hasreti tatmayan yiğit olur mu? Gurbete gitmeyen acı bilir mi? Sabra sabr ekmeden o yar gelir mi? Sırt veririm dosta bergüzar olur. Elimde bir tutam ümidim vardı, Yoksa dertler beni çöle salardı, Gül dediğim sonsuz belaya sardı, Bak gör âşıklarda hayat zor olur. Sonunda geldik biz aşk tuzağına, Nasıl düşürdü bak kendi ağına, Beklerim her şeyi Cennet bağına, Velâkin dönmedi ateş-bar olur. Gelmemiştir vakti, dönmedi ise, Biraz daha sabret, düşme yeise, Yüreğini asla düşürme ise, Zamanı gelince karlar har olur. Kibirden uzaktır tüm ehli iman, Kuruntu eyleme, sönmesin çıran, Yüreği her daim Allah’a yanan, Ayağı kaysa da elbet nur olur. Söyle son cümleni tadında kalsın, Her cümle âlemin yâdında kalsın, Bin yıl geçse her sır adında kalsın, Sayarsak bu sözler bin tomar olur.
Bir yandan türkü söyler Bir yandan yürür ağlıyarak, Sevdası rüzgâr gibi iter Dere boyunca yalnayak.
Nilüferler gibi solgun Ophelia! Yanaklarına yapışır saçları. Açılır etekleri suyun yüzünde, Seyrederdi söğüt ağaçları.
İnsan kalbi o zamanlar da vardı Daha küçüktü, daha kırmızıydı ama şimdikinden Kopardılar kalbini Ophelia'nın Nilüferler gibi sarardı.
Şimdi de kızlar sokaklarda, Minnacık eller, ayaklar, saçlar. Ama nerde onlar, nerde Ophelia Nerde evvel zaman içindeki aşklar.
Sevdamız kayboldu zamanlarda. Dişi ceylânla erkek ceylân Ayrı yönlere koşar gider. Bir sevişmek kaldı romanlarda.
Sevme beni, korkuyorum… Bu ruh, bu yürek alışık değil yaralarının sarılmaya çalışılmasına… Ömrümce içimi cam kesikleriyle lime lime edenlere koştum ben… Benden beni çalıp geri vermeyenlere uzandı ellerim yıllarca… Hep bekleyendim, hiç olmadı bekleyenim… Şimdi ne olursa olsun bekleyenim olacaksın biliyorum ama inanamıyorum… Bilip de inanmamanın nasıl olduğunu sorma bana… Yine, ben anlatmasam da beni anlamana sığınıyorum…
Sevme beni, korkuyorum… O kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevdim ki insanları ve o kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevilmeyi bekledim ki, artık yitirdim inancımı… Artık onlardan biri olmak için kendime rağmen kendimle cebelleşirken çıktın karşıma… Sevme beni, kendime geri dönmemeliyim… Sevme beni, korkuyorum… Korkumdan yazmadım sana bunca zaman… Korkumdan içimdesin… Ben’li cümleler olmasın satırlarında….Okuyunca içim içime sığmıyor… Yansımamı sende görmek yüreğimi yakıyor… Sen yazdıkça, çok eskide kalan bir masal belli belirsiz benliğime süzülüyor…
Sevme beni, korkuyorum… Şimdi zamansızlıklarımda boğuluyorum… Gereksiz meşguliyetler yarattım dünyevi istekler adına… Kaçışımı kolaylaştırsın diye önemli insan rollerine büründüm ahmakça… Kendimi kandırıp, kendimden kaçıp kaybolmanın, yok olmanın, hiç olmanın derdindeyim… “Ben” olarak tutunamıyorum… Sevme beni, korkuyorum…
Nasıl bir yangın ki bu alevlerin bile canı yanıyor.. Nasıl bir yalan ki kelimeler kaçacak yer arıyor ..
Gel bunları olmamış sayalım desem de boş.. Hiç inanma... Gel güneşi doğmamış sayalım desemde yok.. Artık sen bana kanma..
Yüreğim ağır yaralı derinden.. Yanmaz artık istesemde yeniden.. Çok yaralar sardı kalbim ama... Bu yara kapanır bilemem.....
-İki deli yolda yürüyormuş. birinci deli; ben gidiyorum susadım demiş. ikinci deli; hazır gitmişken benim içinde içiver demiş. Birinci deli; tamam deyip gitmiş on dakika sonra gülerek gelmiş. İkinci deli; ne oldu diye sormuş? Birinci deli; ha hay kendi yerime temiz su, senin yerinede boklu su içtim demiş.
Seni ben değil gözlerim şeçti onlar sevdi onlar beğendi sen benim değil onlarınsın, gittiysen bana ne onlar ağlasın...
Binlerce gündür boğazıma usturayım. Özgürlükte çürüyor uçurtmamın çıtaları. Dua et de ölümün farkına varmadan ölelim. Öldüm ulan ölmekten! Kapat/sana gözlerimi.