Susmak En güzel dinlemekti Seni Bakmak Gözlerine Susarak Yıllarca Yaşamak O girdaplarda Beklemek sevdaları Uzak olsa da Beklemek Susmak En güzel dinlemekti Seni ""..."Sustum"...""
SeninGibi
Neyin ne olup olmadığını bilemiyorumKim ne derse desin artık sevemiyorumHer oyuna gelemiyorumTaş kalpli oldum değişti duygularımOysa ki önceleri her varlığı severdimŞimdi sevmemekle yetinmiyorumSenin yaptığın gibi sevenleri geriyorumSende kimsin diye beğenmiyorum
Neyin ne olup olmadığını bilemiyorum
Kim ne derse desin artık sevemiyorum
Her oyuna gelemiyorum
Taş kalpli oldum değişti duygularım
Oysa ki önceleri her varlığı severdim
Şimdi sevmemekle yetinmiyorum
Senin yaptığın gibi sevenleri geriyorum
Sende kimsin diye beğenmiyorum
Dün ilimsiz, bu gün iki fazlayimDilim söyler, ben elimde saz'layimFelek bile cekememis naz'larimBana deyil, git felek'ten sor beni
Ben hep benim, beni bana sorsalarBigaribim, yerden yere vursalarHic misali posetlere koysalarCöp'e deyil cöpcülere sor beni
Deger verdik beklemeden karsilikGecti genclik, bekleyen'se yaslilikHayat yolu bir haylica karisikHayat deyil, yollarindan sor beni
Ben özümde hic kimseyi vurmadimYalanlar'la kimseleri kirmadimHer durum'u bilen ise Allah'imKul'a deyil, yaradandan sor beni.
AŞIĞIN GÖNLÜ BİR GÜZELE TAKILINCA RAHAT EDERMİ BAŞKASINA KAVUŞUNCA YÜZ DEMET REYHAN VERSELER BİR BÜLBÜLE KOKLAMAZ ONU GİDER YİNE BİR GÜLE
Sen mi geldin?
Böyle ani, haber vermeden
Hiç seni beklemezken,
Ne güzel hoş geldin.
Düşene bilir miydin sen,
Özler miyim, ne kadar seviyorum ben,
Ya da hayatımın neresinde,
Benimle birlikteyken.
Bak şimdi eminsin.
Dönmek isterken,
Bir sebebin var
Ve ben beklerken seni
Yüreğimde yandı durdu bu sevgi.
Biliyor musun?
Artık hırçınlıklarımda yok,
Çok da anlayışlıyım senin gibi.
Umut tuttum bu hayale,
Takvime yardım ettim
Günler birikmesin diye.
Hiç isyan etmedim.
Sevdamı sardım sıcacık düşlerle
Üşümesin sensiz diye.
Adımı yalnızlar sokağına kaydettirdim
Evimin numarası vefa
Hadi gir içeri
Otur işte bu salonumuz aşk-ı sefa
Bak balkonumuzda duruyor,
Sana aldığım hasretle cefa.
Şimdi onları nereye istersen koy
Artık bu bir hayal değil, toy
Ömrü anlamlı yaşamak güzel,
Bak şimdi hayatımız özel.
Teşekkür ederim sana.
Sevgili, al yüreğim avuçlarında
Bir daha sakın beni bırakma.
"Hiç kimseSenin kadar yüreğime yakışmadı!Ve yüreğim,Hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı"
SevgiyLe KaLın..=))
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ''
Kralın birisi rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Rüyasının etkisiyle uyanır uyanmaz, şehrinin en meşhur iki rüya yorumcusunu çağırtmış. Rüyasını yorumlamalarını istemiş.İlk yorumcu, “Efendim, maalesef rüyanız hiçte hayra alamet değil. Tüm akraba ve sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Hepsinin ölümünü göreceksiniz” der.Kral bu yorum karşısında deliye döner. Adamın kellesini vurdurur.İkinci yorumcu, “Efendim, rüyanızda dişlerinizin döküldüğünü görmeniz ömrünüz çok uzun olacağına delalet eder. Hem de o kadar uzun ömürlü olacaksınız ki, çevrenizde hiç kimsenin yaşamadığı kadar uzun yaşayacaksınız” diye yorumlar kralın rüyasını.Bu yorumu duyan kral, adamı bir kese altınla ödüllendirir.* * * * * * *“Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir!” cümlesiyle özetlenebilecek “üslup” kuralları, sadece sosyal hayattaki ilişkilerimizde önemli değildir. İş hayatında, arkadaş çevresinde, komşuluk ilişkilerinde olduğu kadar, aile içi ilişkilerde de aynı öneme sahiptir.“İletişim sanatı” denilince, bizim aklımıza gelen tek şey, iş hayatında iletişim kurallarıdır. Adına ister insan ilişkileri densin, ister iletişim, isterseniz beşeri münasebetler deyin. Asıl amaç, insanın insanla iletişim kurarken, doğru üslupla konuşmasıdır.Bir anne düşünün, komşularıyla konuşurken çok kibar bir üslup kullanırken, evladıyla konuşurken hiçbir üslup kuralına dikkat etmiyor. Komşudan rica ile bir şey isteyen anne, evladından emir ile istekte bulunmamalı. Bu anne art niyetli değildir elbette. Ancak iyi niyetle de olsa, anne evlatlarıyla olan ilişkisini zedeliyor.İnsan ilişkilerinde değişmez kural, “kalbine girmediğiniz insanın beynine giremezsiniz” kuralıdır. İnsanı kafasına vurarak değil, kalbine dokunarak yönetirsiniz.“Evladıyla konuşan anne babalarda, üslup kurallarına uymak zorunda mı?” diye soracak olursanız, hiç tereddüt etmeden “evet!” derim. Komşuya gösterilen saygıyı, evladınıza da göstermek zorundasınız. Mahallenin bakkalıyla konuşurken uyduğunuz nezaket kurallarına, evladınızla konuşurken de uymak zorundasınız.Korkuyla oluşturulan saygı, güçler dengeli olunca yıkılır. Sevgiyle oluşturulan saygı ömür boyu devam eder.* * * * * * *“Annemin laf sokmalarından bıktım hocam! Yeter ki sussun hiçbir şey söylemesin. Ondan başka bir isteğim yok!” diyen öğrencilerimi çok dinledim.“Okul bitsin, mesleğimi elime alayım ilk işim babama borcumu ödemek!” diyen birçok öğrencim oldu. “Sınavları kazanamazsan ben sana sorarım!” diye çocuğunu ders çalışmaya ve sınavları kazanmaya motive etmeye çalışan (!) anne babalardan bahsediyorum.“Ekmek parası kazanmak kolay değil. Gece gündüz çalışıyorum. Kazandıklarımdan arttırabildiklerimi sizin için harcıyorum. Kendime yeni hiçbir şey almıyorum. Ben çektim siz çekmeyin diye uğraşıyorum. Lütfen derslerinize biraz daha önem verin!” diye nasihat etmek, tehdit cümleleriyle nasihat etmekten çok daha fazla etkilidir.Evladı için yaptığı masrafları onların yüzüne vuran anne babalar, çocuklarıyla aralarında kurulan iletişim köprülerini yıkıyorlar. İletişim köprüsü yıkılmış bir ilişki de, her iki taraf zarar görür. Çocuğunun okul masraflarını, dershane taksitlerini onları tehdit etmek için kullanmak doğru değildir.* * * * * * * *Derviş ve AşkDervişin biri, bir kucak elmayla yanından geçen kıza; "Nereye gidiyorsun?” diye sormuş.Kız ilerde ki tarlayı göstererek: "Sevdiğim çalışıyor şu tarlada. O’na gidiyorum” diye cevaplamış.Derviş: “O kucağına ne doldurdun?" diye sormuş.Genç Kız; “Sevdiğime elma götürüyorum" diye cevaplandırmış.Derviş: "Kaç tane elma var elinde?" diye sormuş.Kız gayet sakin: "İnsan, sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?" demiş.Bu cevap karşısında neye uğradığını şaşıran derviş, elindeki tespihi yavaşça kopartmış.* * * * * * * *Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir. Karşınızdaki kişi evladınız bile olsa.İnsan sevdiğine verdiklerini saymamalı.Sait ÇAMLICA
Kralın birisi rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Rüyasının etkisiyle uyanır uyanmaz, şehrinin en meşhur iki rüya yorumcusunu çağırtmış. Rüyasını yorumlamalarını istemiş.
İlk yorumcu, “Efendim, maalesef rüyanız hiçte hayra alamet değil. Tüm akraba ve sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Hepsinin ölümünü göreceksiniz” der.
Kral bu yorum karşısında deliye döner. Adamın kellesini vurdurur.
İkinci yorumcu, “Efendim, rüyanızda dişlerinizin döküldüğünü görmeniz ömrünüz çok uzun olacağına delalet eder. Hem de o kadar uzun ömürlü olacaksınız ki, çevrenizde hiç kimsenin yaşamadığı kadar uzun yaşayacaksınız” diye yorumlar kralın rüyasını.
Bu yorumu duyan kral, adamı bir kese altınla ödüllendirir.
* * * * * * *
“Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir!” cümlesiyle özetlenebilecek “üslup” kuralları, sadece sosyal hayattaki ilişkilerimizde önemli değildir. İş hayatında, arkadaş çevresinde, komşuluk ilişkilerinde olduğu kadar, aile içi ilişkilerde de aynı öneme sahiptir.
“İletişim sanatı” denilince, bizim aklımıza gelen tek şey, iş hayatında iletişim kurallarıdır. Adına ister insan ilişkileri densin, ister iletişim, isterseniz beşeri münasebetler deyin. Asıl amaç, insanın insanla iletişim kurarken, doğru üslupla konuşmasıdır.
Bir anne düşünün, komşularıyla konuşurken çok kibar bir üslup kullanırken, evladıyla konuşurken hiçbir üslup kuralına dikkat etmiyor. Komşudan rica ile bir şey isteyen anne, evladından emir ile istekte bulunmamalı. Bu anne art niyetli değildir elbette. Ancak iyi niyetle de olsa, anne evlatlarıyla olan ilişkisini zedeliyor.
İnsan ilişkilerinde değişmez kural, “kalbine girmediğiniz insanın beynine giremezsiniz” kuralıdır. İnsanı kafasına vurarak değil, kalbine dokunarak yönetirsiniz.
“Evladıyla konuşan anne babalarda, üslup kurallarına uymak zorunda mı?” diye soracak olursanız, hiç tereddüt etmeden “evet!” derim. Komşuya gösterilen saygıyı, evladınıza da göstermek zorundasınız. Mahallenin bakkalıyla konuşurken uyduğunuz nezaket kurallarına, evladınızla konuşurken de uymak zorundasınız.
Korkuyla oluşturulan saygı, güçler dengeli olunca yıkılır. Sevgiyle oluşturulan saygı ömür boyu devam eder.
“Annemin laf sokmalarından bıktım hocam! Yeter ki sussun hiçbir şey söylemesin. Ondan başka bir isteğim yok!” diyen öğrencilerimi çok dinledim.
“Okul bitsin, mesleğimi elime alayım ilk işim babama borcumu ödemek!” diyen birçok öğrencim oldu. “Sınavları kazanamazsan ben sana sorarım!” diye çocuğunu ders çalışmaya ve sınavları kazanmaya motive etmeye çalışan (!) anne babalardan bahsediyorum.
“Ekmek parası kazanmak kolay değil. Gece gündüz çalışıyorum. Kazandıklarımdan arttırabildiklerimi sizin için harcıyorum. Kendime yeni hiçbir şey almıyorum. Ben çektim siz çekmeyin diye uğraşıyorum. Lütfen derslerinize biraz daha önem verin!” diye nasihat etmek, tehdit cümleleriyle nasihat etmekten çok daha fazla etkilidir.
Evladı için yaptığı masrafları onların yüzüne vuran anne babalar, çocuklarıyla aralarında kurulan iletişim köprülerini yıkıyorlar. İletişim köprüsü yıkılmış bir ilişki de, her iki taraf zarar görür. Çocuğunun okul masraflarını, dershane taksitlerini onları tehdit etmek için kullanmak doğru değildir.
* * * * * * * *
Derviş ve Aşk
Dervişin biri, bir kucak elmayla yanından geçen kıza; "Nereye gidiyorsun?” diye sormuş.
Kız ilerde ki tarlayı göstererek: "Sevdiğim çalışıyor şu tarlada. O’na gidiyorum” diye cevaplamış.
Derviş: “O kucağına ne doldurdun?" diye sormuş.
Genç Kız; “Sevdiğime elma götürüyorum" diye cevaplandırmış.
Derviş: "Kaç tane elma var elinde?" diye sormuş.
Kız gayet sakin: "İnsan, sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?" demiş.
Bu cevap karşısında neye uğradığını şaşıran derviş, elindeki tespihi yavaşça kopartmış.
Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir. Karşınızdaki kişi evladınız bile olsa.
İnsan sevdiğine verdiklerini saymamalı.
Sait ÇAMLICA
çokhastayımarkana yaslan,kemerlerini bağla,manzaranın tadına var.bizi bütün dertlerimizdenoldukça çok uzaklara fırlatacakbüyük bir rampaya doğru ilerliyoruz.hız göstergemizin ibresi harakiri yapmak üzre...ikincisi olmayan bu uzun düşüşümüzün doygun ziyafetine odaklan sen de...kirpiklerimizi sökme fırsatıdır bize son birkez,yum şimdi gözlerini benimle birlikte.tüm elde ettiklerim ve ederim,kırık kanadım, kemiklerim.ve dinamit bağlıköklediğimizsigaranınsonuna...son defa sen yap bu seçimi ve ben de seyredeyim.anlat,doğru cevab nedir ve söyle doğru şık hangisidir?sondan bir önceki en acı tecrübe şu olmuştur ki;herkesin en büyük düşmanı, yine kendi içindedir..son.
Yasli kizilderili reisi kulubesinin önünde torunuyla oturmus, az ötede birbirleriyle bogusup duran iki kurt köpegini izliyorlardi. Köpeklerden biri beyaz, digeri ise siyahti. Çocuk kulübeyi korumak için bir köpegin yeterli oldugunu düsünüyor, ikinci köpege neden ihtiyaç oldugunu ve renklerinin neden illa siyah ve beyaz oldugunu anlamak istiyordu. Dedesine merakla sordu. Yasli reis bilgece gülümsemeyle torununun sirtini sivazladi. -``Onlar`` dedi, ``benim için iki simgedir evlat.`` -``Neyin simgesi`` diye sordu çocuk. -``Iyiligin ve kötülügün simgesi. Iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onlari seyrettikçe ben hep bunu düsünürüm. Onun için yanimdalar onlar.`` Çocuk; ``mücadele varsa kazanan da olmali`` diye düsündü ve bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi; -Peki, dedi. ``Sence hangisi kazanir bu mücadeleyi?`` Yasli reis, derin bir gülümsemeyle bakti torununa. -Hangisi mi evlat? -Ben hangisini daha iyi beslersem!