|
•·.·´¯`·.·• єภ ๒üyüк คşкı๓ รєภรเภ•·.·´¯`·.·•
Bir gün Hoca dağdan mı geliyormuş, bağdan mı? Değirmenin başına inince:
"Şu ihtiyarı çiğneyip geçmeyeyim!"demiş. Değirmencinin de değirmenin suyu çekileli, adam yüzü gördüğü mü var!Bizimkini görünce deli, divane olmuş:
"Yel mi attıHocam, sel mi attıseni buralara?" diye yürekten karşılamış. Konmuşlar, konuşmuşlar; kâh şu daldan, kâh bu daldan derken, akşamı bulmuşlar.
Hoca, "Yolcu yolunda gerek!" deyip de doğrulunca, değirmenci:
"Efendi, yolun düşmüşken, şu bizim eşekleri de köye bırak. Hem birine binersin, hem de ayağın yerden kesilir!" demiş.Hoca, değirmenin eşeklerini önüne katmış.
Az gitmiş, uz gitmiş;kör şeytan kalbine girmiş:"Sakın sağa, sola sapan olmasın!".
Deyip bir saymış, dokuz eşek!Gözlerine inanamamış:
"Acep biri hangi cehenneme gitti?" deyip eşekten inmiş;bir bir elinle saymış ki;on eşek!
Az gitmiş, uz gitmiş; yine bir şeytan kalbine girmiş;tutup bir daha saymış;dokuz eşek! Yine gözlerine inanamayıp inmiş;eliyle saymış ki on eşek!Rahmetli, bindiği eşeği bir sayıp, bir saymadığının farkına varmış mı, varmamış mı, her ne ise, deliye dönmüş:
"Adam sen de!demiş; üstüne binip de bir eşek kaybetmektense, yaya yürüyeyim daha iyi!" |