|
Hayatımı belirli dönemlerde en baştan, bulunduğum güne kadar hep sorgularım. Bulunduğum gün yaşadığım şeylerin nedenlerini ise hep geçmişte ve özellikle kendi tercihlerimde ararım...
Son bir hafta da yine buna kafa yordum... Bu sefer daha fazla kafa yordum ve bir şeyin farkına vardım... Bulunduğumuz gün için başımıza gelen herşeyin müsebbibi yine büyük bir oranda kendimiziz... Diğerleri ise yan etken oluyor sadece.
Şöyle ki: "Eden Bulur" dediğimizde kastettiğimiz şey Geçmişte yaptığımız bir fenalığın karşılığını aynen bulacağımızdır. Yani benzer bir olayı da bizim yaşayacağımızdır...
Ve ne tuhaftır ki insanların başına bu hep gelir.
Demişizdir: "Ulan şöyle birisi vardı, ahı tuttu. Bende ona böyle bir şey yapmıştım..."
Ve genelde "İlahi Adalet" gibi nedenlere bağlarız bunu...
Ama ben şu sıralar farkettim ki aslında "Psikoloji Bilimi" bunun üzerine düşse bu gibi bir nedene bağlı olmadığını anlaması için hiç bir neden yok.
"Ava giden avlanır..."
Ve aslında bence bir kaç kavramı bilen herkes Niçin "Ettiğimizi Bulduğumuzu" ya da "Ektiğimizi Biçtiğimizi" çok kolay kavrayabilir...
Şöyle devam edeyim:.
Ağzına her bulduğu nesneyi götüren bir bebek Eline aldığı her nesneyi fırlatan bir bebek (Saldırganlık)...
Bunlardan sonra şu kavramları verip açıklamama devam edeceğim:
"Ego" temel olarak üç duygulanmaya göre Sevgi, Nefret ve Öfke...
Bunlarda bir terazide yani bir dengelenmededirler.
Şimdi ilgili yönlendirmeler gözden geçirilirse, söyleyeceklerimin anlaşılacağını umuyorum.
İnsanların her davranışı, belirli bir açlığı tatmin etmeye yöneliktir. Hiçbir davranış yoktur ki bir açlığımızı tatmin etmek
istemeyelim. Birisine kızdığımızda, Birisini sevdiğimizde, Birisinden nefret ettiğimizde, Hatta kavga yaptığımızda bu yönlerdeki açlıklarımızı tatmin etme eğilimindeyizdir.
İşte düşüncem temelini tam olarak buradan almaktadır.
İnsanlar egolarındaki belirli açlıkları tatmin etmek için, belirli eylemlerde bulunurlar. Tatminkarlık ise belirli bir huzur sağlar.
Elbette ki bu açlıkların, yine geçmişten gelen bir nedeni olduğu gibi Geleceğe dönükte bir sonucu olacaktır.
Mesela insanların "Sevgi"ye ihtiyaç duydukları kadar "Acı" ve "Nefret"e de ihtiyaç duydukları vakidir.
Şöyle düşünün: Devamlı "Reddedilen" bir kimse "Kabul Ediliş"e açtır... Ve bunun tersi de doğrudur. Devamlı "Kabul Edilen" bir kimse alt benliğinde "Reddediliş"e açtır...
Her kavgadan kazanarak çıkan ve hiç başarısızlık göstermemiş bir güreşçi düşünün. Son yaptığı güreşte başarısız olması, egosunda tanımlayamadığı bir mutluluğa neden olacaktır. Ve nerede hata yaptığını çok net görebilecektir.
Aracın kadın pilotuna, diğer kaptan şöyle diyordu: "Sen gerçek bir kaptan olamazsın, çünkü hiç kaybetmedin."
Yani sırf kazanan bir insanında, kaybetme açlığı hissedeceği muhakkaktır.
Her zaman başarılara imza atan bir kimsenin zamanla bundan zevk almaz hale gelişi bu yüzdendir. Alacağı bir başarısızlık, o kişiyi yeniden motive edecektir. Bunu çevremizdekilerden de anlarız. Her zaman zayıf alan bir çocuk takdir aldığı zaman herkes sevinir ve çocuğa güzel tepkiler verir. Ancak her sene takdir alan kardeşi yine takdir aldığında o kadar büyük bir tepki göstermezler.
Konuya dönelim:
Demek ki Eylemlerimizi şekillendiren şey "Benliğimizdeki Açlıklarımız" olduğuna göre, Devamlı olarak tatmin ettiğimiz bir açlığımız doydukça, Diğer taraftan ve tam aksinden bir açlıkta yaratacaktır bizde... Ve sonraki eylemlerimizi bu sefer de bu açlığımız yönlendirecektir.
Mesela kendiniz için "Eden Bulur" dediğiniz bir olayı düşünün. Geçmişte birisine bir şey yapmıştınız Ve yıllar sonra aynı olay sizin başınıza geldi.
Ya da "Gülme komşuna, gelir başına" diyebileceğiniz bir olayı düşünün. Geçmişte başkasına yapıldığında hoşunuza giden ama sonra sizin tercihleriniz sonunda Sizin başınıza gelen bir olayı düşünün.
Sevgili seçimimizde buna göredir mesela. Bizim belirli bir yöndeki açlığımızı tatmin eden kimselere aşık oluruz.
Zamanında bir çok kimseleri aldatmış bir kimsenin, Kendisini aldatabilecek bir kimseye aşık olması bu yüzdendir mesela. Kendisini tatmin ettiği açlığı doygunluğa ulaşınca, Bu, o açlığın aksi açlığını harekete geçirmiştir bilinç altında.
Ya da her kavgadan zaferla ayrılmış bir delikanlı düşünün. Dayak yiyeceği besbelli olan bir kavgaya girebilmesi bu yüzdendir.
Karşı cinsten gördüğü ilgiye doyan bir kimsenin, Karşı cins tarafından reddedildiğinde tuhaf bir mutluluk yaşaması Ve reddeden kimseye karşı samimi duygular beslemesi de bu yüzdendir. Ve bir ilişki başlamasa bile bunun huzurlu bir üzüntüsünü yaşaması da "Benlik Bütünlüğü"nü sağlayabilmiş olmasındandır...
Karşı cinse ya da genel olarak tüm insanlara aynı "kötü" şekilde davranan bir kimseyi düşünün ya da... Mutlaka bir açlığını tatmin etmek için böyle davranyordur. Ve emin olun ki bu açlığı tatmin olduğunda, o davranışına kendisi de aç kalacaktır. Ve tercihlerini ister istemez bu açlığı tatmin edeceği Yani yaptıklarına maruz kalacağı yönde yapacaktır. Mutlaka hepimizin "Bu olay, yaptıklarıma karşı bana iyi ders oldu" dediği bir yaşantısı olmuştur... Niye acaba bize iyi bir ders olacak bir yaşantı geldi başımıza? Ya da bunu yaşatacak kişiyi ya da kişileri niye seçtik?
Sanırım şimdi daha net görebiliyorsunuzdur...
Bence kendi açlıklarınıza maruz bıraktığınız insanların durumuna düşmemek için Bu açlığınızın farkına vararak, eylemlerinizle tatmin olmadan Ve o eylemlerinizin doğurduğu açlığın kurbanı olmadan, Kendi bilgilenmelerinizle açlığınızı bastırın Ve "Benlik Bütünlüğünüzü" oluşturun.
Şimdi gelelim hesaplaşmaya: Bu yazıyı ve birşey biliyorsam eğer bildiklerimi aktarmaya niye ihtiyaç duydum? Son zamanlarda oldukça fazla "Ettiğimi Buldum"da o yüzden...
Anlatmak istediğimi anlatabildim mi bilmiyorum. Ya da düşündüğüm şey ne kadar doğru onu da bilmiyorum. Yorumlarınızı bekliyorum. Eksiğim varsa düzeltmek için...
Özet olarak şunu söyleyebilirim ki: İnsanlar "Yengi" kadar "Yenilgi"lere de ihtiyaç duyarlar... Ve farkına varabildiğinizde emin olun ki gerçekten iyi geliyor...
Ha unutmadan: Yazdıklarımı mutlaka size kötülüğü dokunmuş olan insanların "Ettiklerini Bulmaları" yönünde "Tatmin Olmak İçin" okuyanlarınız olacaktır. Özellikle son zamanlarda birileri tarafında üzülmüş arkadaşlar bu niyetle okuyacaktırlar; Eminim. Belki de yaptığınız bir kötükte kendinizi tatmin etmek için ve "Demek ki sende zamanında bir şey yapmışsın, benim yaptığım da senin hakettiğindi demek ki!" demek ve suçluluk hissetmemek için okuyanlarınız da olacaktır.
Tavsiyemdir: Bu niyetle okumak, yukarıda bahsettiğim bir açlık tatmininden başka bir şey olmayacaktır. Sonucu da ettiğinizi bulmanızdan başka bir sonuç doğurmayacaktr.
O yüzden başkalarının size yaptığını ya da sizin başkalarına ders verdiğinizi falan bırakın. Ve "Ettiğimi Buldum" dememek için okuyun yazıyı...
Saygılarımla...
|