Sevgi, el ele tutuşmaktır, Sevgi, göz göze bakışmaktır. Sevgi, bir kelebek, Sevgi, bazen de bir çiçek. Sevgi, hırlaşmak değil paylaşmak, Sevgi, kavga değil aşkla yaklaşmak. Sevgi, yürekte duyulan kıpırtı, Sevgi, gözde görülen pırıltı. Sevgi, yuva sıcağı, Sevgi, ana kucağı. Sevgi, esirgemek, kollamak, Sevgi, bir yetim saçı okşamak. Sevgi, goncadır, gül olup açılan, Sevgi, şekerdir, dillerden saçılan. Sevgi, çevredir, yeşildir daldır, Sevgi, sohbettir, muhabbettir baldır. Sevgi, gönlü hoş tutan hece, Sevgi, aydınlık, pırıl pırıl gece. Sevgi, var ile yok arası, Sevgi, iki kaşın arası. Sevgi, nimet, aş ekmek, Sevgi, bir türkü, bir gayde çekmek. Sevgi, var olmak, var olanı bilmek, Sevgi, haddini bilmek, kendine gelmek. Sevgi, kul olmak, kulluk etmek, Sevgi, Yaradan’a şükretmek
Ağlama! ‘’kıyamam ‘’ağlama derdin bana derdin ama en çok ta sen ağlattın beni
Nasıl seveceğini bilirdin beni,ben söylemeden bilirdin neleri sevdiğimi, kızdığımda gülerdin hemen,türlü oyunlar yapardın beni güldürmek için,bir dakika bile küsemezdim sana, küs kalmayı bile beceremezdim Ağlamaları yakıştıramamıştın gözlerime,gülmemi isterdin.
Ağlama! ‘’kıyamam ‘’ağlama derdin bana derdin ama en çok ta sen ağlattın beni
Neşeyle kayanın ve hakkıyla oyanın selamı var !
su içerken düşünün
su içerken düşünün!!!
Bu yazı Y.Doç.Dr. Cemalettin CAMCI tarafından hazırlanmıştır.
Dün gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım, görevliye sordum:
1,5 lt. su var mı? Ama Turkuaz/Damla dışında lütfen
Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik.
Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:
- Abi, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu senin söylediğin şeyi söylüyor.
Peki, neden halen satıyorlar?' diye sordum.
- Abi, Turkuaz/Damla suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan yok.
Ayrıca CocaCola satanın Turkuaz/Damla da satma zorunluluğu var, hatta Başka su sattırmamaya çalışıyorlar.
Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar...
Lütfen okuyun, okutun! Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.
Türkiye'de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil.
Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.
Dolayısıyla CocaCola ne yaptı,
kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çokyüksek bulduğu için
Bursa/Kestel ovasındaki CocaCola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtre ederek hem CocaCola meşrubatını hem de Türkuaz/Damla'yı şişelemeye başladı.
Türkuaz/Damla'nın etiketinin üst ve altındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin:
'Sofra İçeceği' yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanıklığını kanuna uydurmak ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf etmek için böyle bir kural çıkardı!
Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu
ve CocaCola hariç
hiçbir İsletmeye 'derin kuyu pompası' çakma izni verilmeyen Kestel ovasında,
yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra içine bazı mineraller katıldıktan sonra
Türkiye'nin en ücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır lıkır içiliyor.
Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz/Damla harici içme suyu bulamazsınız çünkü
dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskı bile olduğu yolunda duyumlar aldım.
Turkuaz/Damla içmeye Devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su içiyorsunuz.
Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim.
Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar.
İçmeyin arkadaşlar!
Gönderenin Notu:
Kola'nın Ülkesi'nin 1960 lı yıllarda,
Özellikle ilkokul Öğrencilerine Ücretsiz süt tozu, balık yağı ve peynir yardımı yaptığını,
bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakalarının görüldüğünü
ve de sonraları Çocuk felci aşısının 'rutin aşılar' arasına sokulduğunu,
bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN..
Küba gibi bir ülkenin 'İnsan sağlığıyla ticaret olmaz' diyerek,
(ABD de bile patent aldığı) kanser aşısını,
yoksul ülkelere ilacı,
isteyen Ülkelere de patentini Ücretsiz verdiği,
buna karşın tüm AB / ABD / İSRAİL'in yapay hastalıklarla hazinemizi ve sağlığımızı emdiklerini
BİLİN VE UNUTMAYIN..
Ücretsiz' adını bile söylemeyen bu malum firmalar,
'Ücretsiz su veriyorlarsa'
bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!
Yazan
Y.Doç. Dr. Cemalettin CAMCI
Fırat Üniversitesi Genel Cerrahi Elazığ-Türkiye
Lütfen bu mail'i gönderebildiğiniz kadar çok kişiye gönderin..................
SENİN TAHTA PERDENE KOYDUĞUM ÇİVİ İÇİN BENİ AFFET (eğer varsa)
Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. ' arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak' demiş. Genç, birinci ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart (sök)' demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona 'aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak' demiş. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara(delik)bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak(kapanmayacak). Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar' demiş. Bu hafta arkadaşlık haftasıdır. Sen de arkadaşlarına bu maili gönder, sana gönderene bile gönder. E mail sana döndüğü zaman ne kadar arkadasın var öğreneceksin. Sana iyi bir arkadaşlık haftası diliyorum.
BENİ ÜZME
Zevk edindin; Sevdiğimi bile bile üzersin. Biliyorsun benim için özelsin, Kalbim senin, Cennetimsin ,güzelsin. Gören gözüm duyan kulağım, Sen benimsin.
Hatıranla dopdolu bir hayali yaşıyorum. Sen gündüze,ben geceye koşuyorum. Sen bir şeyler söyle ki, ben zaten susuyorum. Bakma öyle;susmayı seviyorum.
Seni seviyorum anlatamıyorum, Hıçkırığım boğuyor,yutkunamıyorum İki damla yaş süzülüyor gözlerimden. Seni seni demek istiyorum, Hiç hiç diyebiliyorum ancak. Yetmez mi bu kadar naz, Artık söylesen de sevdiğini Ne olur, ne olur üzmesen beni.
HOROZ
HOROZ
Çiftçi tavuklari için hiç yorulmayan bir horoz almak için pazara gider. pazarci :_” İstediğiniz herşeyi bu horoz yapar.”, diye azgin mi azgin bir horoz satar bizim çiftçiye. Adam çiftliğe döner ve horozu kümese koyar koymaz tüyler uçuşur, gıdaklama sesleri, feryat figan… Çiftçi çok memnundur,ama horoz cok azgındır, sadece kümesi değil, çiflikteki hayvanlar, atlar, koyunlar, inekler vs.götürür… Adam memnundur ama bir yandan da endiselenir, horoz iki günde ölecek diye. Horozu tutmaya çalışır ama nafile, neyse der eve girer. Ertesi gün bir bakar ki, horoz ayaklar havada, dili disarda kümesin önünde pestil vaziyette yatIyor ve tepesinde bir akbaba uçuşuyor. Çiftçi kendi kendine :_” Ehh!İşte sana dedim geberecen diye, söylenir. Horoz, bir gözünü hafif açarak çiftçiye kısık sesle homurdanır : _”Hişşşt! akbabayı kaçırıcan sus.”
Başkasını seviyorum dedin.. Yıkıldım.. Kıskandım... Sevdiğin şanslı mahluku kıskandım! Onun da seni sevmediğini duyunca acıdım... Evet evet yanlş yazmadım.. BEN, SANA ACIDIM. Düşünebiliyor musun?? Ben, beni benden alan sen'e acıdım...
Hayal ettim...
Haberi duyunca tatili düşündüm... Birlikte sahilde yürüdüğümüzü, senin ağlayarak bana sarılmanı hayal ettim..... Bunları hayal ederken dökülen gözyaşlarım kadar hiçbirşey acıtmadı beni... Sonra kendimden nefret ettim.. Vazgeç dedim... Ve oraya sırf bunun için gelmedim.